Dr. Clara Camarasa (UNEP Kopenhag İklim Merkezi) moderatörlüğünde gerçekleşen bu panel, Paris Anlaşması ve AB direktifleri gibi uluslararası anlaşmaların ve ulusüstü düzenlemelerin ulusal enerji verimliliği hedeflerini nasıl yönlendirdiğini ve bunların uygulanabilir çerçevelere nasıl dönüştürüldüğünü inceledi. Oturumda Türkiye, Kosova, Mauritius ve Küresel ESCO Ağı temsilcilerinin görüşleri paylaşıldı.

 

Temel Konular ve Öne Çıkanlar
Küresel Çerçeveler ve Rolleri
Søren Lütken (UNEP, Küresel ESCO Ağı) vurguladı:

Ulusüstü anlaşmalar, çerçeve ve yön sağlar (örn. 1,5°C hedefi).

“İsteyenler koalisyonları” ve akran baskısı yaratır.
Farkındalık oluşturur ve ulusal hükümetleri harekete geçirir.

Doğrudan uygulama aracı değil, ulusal eylemler için katalizördür.

 

Türkiye – Dr. Bilal Düzgün (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı)
Kamu binaları için 15 yıla kadar sözleşmelere imkân tanıyan EPC düzenlemelerini tanıttı.

Enflasyon ayarlamaları ve daha düşük yatırım eşikleri içerecek şekilde mevzuatı güncelledi.

Teknik kapasite geliştirme ve eğitim (örn. CMVP sertifikasyonu) ihtiyacını vurguladı.

Uluslararası iyi uygulamalardan beslenen, ülkeye özgü politikaların önemini belirtti.

 

Kosova – Dr. Petrit Ahmeti (Kosova Enerji Verimliliği Fonu)
AB direktiflerini kullanarak enerji verimliliği ve bina performansı üzerine ulusal yasalar geliştirdi.

“Süper ESCO” işlevi gören ulusal enerji verimliliği fonu oluşturdu.

Karşılaşılan zorluklar: Finansman kısıtları, eğitimli uzman eksikliği, düzenleyici uyum zorlukları.
AB ve Paris Anlaşması hedeflerine, Ulusal Enerji ve İklim Planı aracılığıyla gönüllü olarak uyum sağlıyor.

 

Mauritius – Keeshav Ramkurrun (Enerji ve Kamu Hizmetleri Bakanlığı, Enerji Verimliliği Yönetim Ofisi)
2030’a kadar %10 enerji verimliliği iyileştirmesi ve %60 yenilenebilir enerji hedefliyor.

Artan soğutma talebine karşı klima cihazları için MEPS (asgari performans standartları) getirdi.

ESCO yatırımlarının riskini azaltmak için UNEP ile garanti fonu geliştiriyor.

Temel engeller: Teknik riskler, M&V (ölçüm ve doğrulama) zorlukları, finansmana sınırlı erişim.

 

Ortak Zorluklar
Uluslararası hedefleri bağlayıcı ulusal politikalara dönüştürme güçlüğü.

Finansman mekanizmalarının ve ESCO dostu düzenlemelerin yetersizliği.

Teknik kapasite eksikliği ve EPC modellerine piyasa güveninin düşük olması.

Düzenleyici uyumsuzluklar ve teşviklerin karmaşıklığı.

 

Sonuç
Oturum, Søren Lütken’in güçlü bir değerlendirmesiyle sona erdi:

Paris Anlaşması gibi uluslararası anlaşmalar küresel iklim hedeflerini belirlemede kritik öneme sahip, ancak tek başına yeterli değil.

Bu çerçeveler yön ve baskı sağlar fakat bağlayıcı uygulama mekanizmalarına sahip değildir.

Gerçek ilerleme, politikaların uygulanıp denetlenebileceği ulusal düzeyde gerçekleşir.

Politika yapıcıların, gönüllü taahhütlerin ötesine geçerek zorunlu uygulama önlemleri benimsemesi gerektiğini vurguladı.

ESCO’lar, küresel hedefleri yerel eyleme dönüştürmede kilit araçlardır; ancak başarıları, düzenleme, finansman ve kapasite geliştirmeyi kapsayan destekleyici ekosistemlere bağlıdır.

Panel, uluslararası hedeflerle ulusal uygulama arasındaki boşluğu kapatmak için diyaloğun ve iş birliğinin sürdürülmesi çağrısıyla tamamlandı.